Çağrı merkezi
Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi No:54 Balgat Çankaya / Ankara
Tonsillerimiz (bademcikler) vücudun koruma sistemine dahil olan dokulardan sadece bir tanesidir. Ağız ve burundan giren mikroorganizmaları tutarak immün sisteme tanıtırlar. Ancak vücudumuzda daha başka çok sayıda savunma sistemi vardır. Bu nedenle bademciklerin ameliyatla alınması vücudun savunma sisteminde hiç bir zayıflık oluşturmaz.
Bademcik ameliyatı bütün dünyada en sık yapılan ameliyatlardan biridir ve şimdiye kadar savunma sistemini zayıflattığına yönelik objektif bir bulguya rastlanmamıştır. Zaten bademcik ameliyatı kararı bademciğin zararı faydasından daha çok olduğunda verilir.
Bu durumda bademciklerin faydası bir tarafa, sürekli enfeksiyon kaynağı haline gelmesi, akut romatimal ateş ve glomerulonefrit gibi komplikasyonların ortaya çıkması, horlama, solunum zorluğu ve uyku apnesi, sürekli ağız kokusu, tümör ve kronik enfeksiyon riski sebebiyle vücuda önemli zararları var demektir.
Hasta bademcik ameliyatı geçirdikten sonra da boğa enfeksiyonuna yakalanabilir. Ancak enfeksiyon çok daha nadir olarak ortaya çıkar ve hafif seyreder.
Geniz eti (adenoid doku) burnumuzun arka kısmında bulunan bademcikler gibi vücudun savunma sistemine dâhil olan bir dokudur.
Özellikle 3-7 yaş arası çocuklarda çok büyüyerek burun tıkanıklığı horlama ve uyku apnesine sebep olabilirler. Bu durum çocuğun sağlıklı uyumasını engeller.
Ayrıca geniz etinin fazla büyümesi burun ve sinüslerin drenajını ve orta kulağın havalanmasını engelleyerek sürekli olarak sinüzit ataklarına, orta kulak enfeksiyonlarına sebep olur.
Orta kulakta sıvı toplanması işitme kaybına ve uzun dönemde kulak zarında kalıcı hasara sebep olabilir. Ayrıca çocuğun burun yerine sürekli olarak ağızdan soluk alması damak yapısının ve yüz gelişiminin bozulmasına sebebiyet verebilir.
Geniz etinin kendisi de enfeksiyon kaynağı haline gelebilir. Bu durumda geniz etinin bademciklerle birlikte alınması gereklidir.
Ağız yarası değişik sebeplerle ortaya çıkabilir.
Sıradan virütik ve bakteriyel enkesiyonlar, vitamin ve mineral yetmezlikleri, ağır stresler, travmalar (ısırma, protez, yanık...), kronik tahriş (sigara, tütün, alkol...), spesifik hastalıklar, otoimmün hastalıklar ve tümörler ağız yarasına sebep olabilir.
Sürekli tekrarlayan ve geçmeyen ağız yaralarının tümör ve kronik hastalıklar yönünden araştırlması gerekir.
Horlama uyku sırasında hava akımının üst solunum yollarından geçerken yumuşak damak, küçük dil, yutak ve gırtlaktaki diğer yumuşak dokularda oluşturduğu titreşim ile ortaya çıkar.
Uyku apnesi yoksa hastanın kendisine zarar vermez ancak çevredekileri raharsız ettiğinden önemli bir sosyal problemdir.
Burun tıkanıklığı yapan kemik ve kıkırdak eğrilikleri, burun polipleri, aşırı konka büyümeleri, alerjik rinite bağlı mukoza ödemi, büyük geniz eti, yumuşak damağın ve küçük dilin sarkmaları, tüz ve çene iskelet bozuklukları, dil kökünü ve yutak kısmını daraltan yumuşak dokular ve tümörler horlamaya sebep olabilir.
Ayrıca hipotiroidizm gibi bazı sistemik hastalıklarda da oluşan ödem horlama sebebi olabilir.
Tedavide üst solunum yollarında havanın rahat geçişini engelleyen bir problem varsa cerrahi veya medikal yolla tedavi edilir. Hastaya kilo vermesi önerilir ve sistemik hastalığı varsa uygun tedavi planlaması yapılır.
Uyku apnesi uyku sırasında solunumun 10 saniyenin üzerine durmasıdır. Saat başına düşen apne sayısı belli bir sayının üzerine ise ve bu duruma klinik belirtiler de eşlik ediyorsa uyku apnesi tanısı konur.
Uyku apnesi sıklıkla horlama ile birliktedir. Horlama etraftaki kişileri rahatsız ederken, uyku apnesi hastanın kendi günlük yaşamında tehlike oluştur ve sağlığına zarar verir.
Uyku apnesi burudaki şekil bozuklukları, burun polipleri, konka hipertrofileri, alerjiye bağlı mukozal ödem, büyük geniz eti, burun geniz ve boğazdaki tümörler, yumuşak damaktaki şekil ve fonksiyon bozuklukları, büyük bademcikler, yutak ve gırtlaktaki şekil bozuklukları, kist ve tümörler, dil kökünde büyüme, yüz ve çene kemik dokularında yapısal bozukluklar ve soluk borusundaki (trakea) yapısal bozukluklardan kaynaklanabilir.
Bu durumlarda hasta soluk almak istemesine rağmen solunum yolu tıkanır apne oluşur. Bu duruma tıkayıcı apne denir. Ayrıca beyin kaynaklı hastalıklardan kaynaklanan santral apneler de vardır.
Şişmanlık uyku apnesi için en önemli risk faktörlerinden biridir. Hormonal bazı hastalılar da uyku apnesine sebep olabilir.